Elektrik faturanızı bir kez daha kontrol edin!

Elektrikteki usulsüz kullanım ücreti yıllar sonra elektirk faturanıza yansıtılabilir.

Elektrikteki usulsüz kullanım ücreti yıllar sonra karşınıza çıkabilir. Şikayet Portalı Şikayetvar’a gelen bir şikayete göre faturaya yansıtılmaması ve bildirim yapılmamasına rağmen tüketiciden yıllar sonra alınan usulsüz kullanım ücreti tüketiciyi mağdur ediyor.

Apartman otomatiğine bağlı olarak çalışan asansörün 5 yıl boyunca usulsüz çalıştığına dair hiçbir uyarı yapılmadan 5 yıl sonra çıkarılan usulsüz kullanım bedeli ile apartmanın elektrikleri kesilince şikayetler gecikmedi. İşte şikayet şöyle:

“2007 yılından bu yana apartman otomatiğine bağlı olarak çalışan asansörümüzün 13 Haziran 2012 tarihinde elektriği kesilmiş ve usulsüz kullanım olduğuna dair işlem yapılmıştır. Bu kadar uzun bir zaman zarfında usulsüz kullanıldığına dair herhangi bir uyarı yapılmamış olmaması bir yana, 5 yıl sonra elektriği kesip cezai işlem başlatılıyor. Hatta 5 yıldır ödenmiş olan ortak kullanım faturalarının içinde sanki asansör kullanım bedeli hiç ödenmemiş gibi varsayılarak 5 yıllık kullanım bedeli tekrar tahsil edilmek isteniyor. Dürüst vatandaşı sindirme politikası değil de nedir bu davranış?”

KAÇAK ELEKTRİK NASIL TESPİT EDİLİR
”Kaçak ve Usulsüz Elektrik Enerjisi Kullanılması Durumunda Yapılacak İşlemlere İlişkin Usul Ve Esaslar (622 Sayılı EPDK Kurul Kararı)” a göre kaçak elektrik enerjisi kullandığı tespit edilen tüketiciye kaçak tahakkukunda, şu süreler esas alınır.

“Kullanım yerine ait bağlantı anlaşması ve perakende satış sözleşmesi yapılmış olan yerler için, kaçak elektrik enerjisi kullanımına ilişkin olarak yapılacak hesaplamada esas alınacak süre; tutanak düzenlenmiş olması kaydıyla kontrol, mühürleme, kesme-bağlama, sayaç değiştirme ve son endeks okuma işlemlerinden en son yapılanın işlem tarihi ile kaçak tespitinin yapıldığı tarihe kadar olan süredir ve bu süre 90 günü geçemez. Ancak, sayaçtan geçirilmeden ayrı bir hatla kaçak elektrik enerjisi kullanımının tespiti halinde bu süre iki kat olarak alınır.Bu sürenin dışında müşterinin kaçak elektrik enerjisi kullanım başlangıç tarihinin doğru bulgu ve belgelerle tespit edilmesi halinde, kaçak tüketime ek olarak yukarıdaki paragraf çerçevesinde belirlenen başlangıç tarihinden itibaren, doğru bulgu ve belgelerle tespit edilmiş kaçak elektrik enerjisi kullanımı başlangıç tarihine kadar geriye dönük normal tüketim hesabı yapılır. Bu süre 12 ayı geçemez. Yapılacak hesaplamada tüketimin yapıldığı kabul edilen dönemlerdeki birim fiyatlar dikkate alınır ve gecikme zammı alınmaz.” (rotahaber)

Ekonomi | |

Yurt, kredi ve burs başvuruları için dikkat!

2012-2013 Öğretim yılında yurt, burs, öğrenim ve katkı kredisi almak isteyenler için başvuru esasları ve tarihleri belirlendi.

2012-2013 Öğretim yılında yurt, burs, öğrenim ve katkı kredisi almak isteyenler için başvuru esasları ve tarihleri belirlendi.

Buna göre, 2012 yılı üniversite sınavına giren öğrencilerin yurt, burs ve kredi başvuruları, yerleştirme sonuçlarının açıklandığı tarihten itibaren kabul edilecek.

Halen bir yükseköğretim kurumuna devam eden ara sınıf öğrencilerinin başvuruları 2 Temmuz- 5 Ağustos tarihleri arasında yapılacak.

Yüksek lisans, doktora, ön kayıt ve özel yetenek sınavı ile yükseköğretim programlarına girecek öğrencilerin başvuruları 17 Eylül’den 7 Ekim’e kadar sürecek.

Asıl listeden yurda girmeye hak kazanan öğrencileri kayıtları 3 ila 14 Eylül tarihleri arasında yapılacak.

Başvurular Kredi Yurtlar Kurumu’nun internet sayfası www.kyk.gov.tr adresinden yapılacak. (rotahaber)

Ekonomi | , |

Yaz saati kalıcı olmalı dedi Bakanlar Kurulu’na getirdi

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, gün ışığından daha fazla yararlanabilmek için yaz saati uygulamasının kalıcı olmasını önerdi. Yıldız, konuyu Bakanlar Kurulu’na sundu.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, gün ışığından daha fazla yararlanabilmek için yaz saati uygulamasının kalıcı olmasını önerdi. Yıldız, konuyu Bakanlar Kurulu’na sundu. Yıldız, son bir hafta her birinin büyüklüğü 80 milyar dolardan az olmamak üzere 5 ila 6 firmayla Türkiye’ye yatırım konusunda görüşmeler yaptığını açıkladı. Yıldız, TKİ’nin Muğla’da linyit kömür sahasından çıkan cürufa zeytin ağacı diktiğini, yılda 28 ton zeytin, 6.5 ton da yağ elde edildiğini açıkladı.

Bakan Yıldız, Ekonomi Muhabirleri Derneği üyeleri ile Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumu tesislerinde bir sohbet toplantısı yaptı. Yıldız, yaz saati uygulamasının kalıcı olmasına ilişkin önerisinin sorulması üzerine, “Bakanlar Kurulu’na referans meridyen olarak Doğu Beyazıt Meridyeni’nin kullanılmasını teklif ettim” dedi. Yıldız, bunun mesai günlerinin değişmesi anlamına gelmediğinin altını çizdi. Kararın, Bakanlar Kurulu’nca verileceğini belirtirken, kabul görmesi halinde ‘yaz saati’ uygulamasının kalıcı hale geleceğini açıkladı.

Enerji sektörü açısından, Doğu Meridyeni ‘nin kullanılmasının daha verimli olacağını vurgulayan Yıldız, gün ışığından daha fazla yararlanılacağını, yılda orta büyüklükte bir baraj kadar enerji tasarrufu sağlayacağını söyledi.

Bakan Yıldız, enerji özelleştirmeleri konusunda iki hafta önce Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile yol haritası çizdiklerini anlattı. Özel sektörün taahhütlerinin arkasında durmaması nedeniyle özelleştirmenin 1 yıl ertelendiğini, ancak yılsonuna kadar önemli bir mesafe kat edebileceklerini belirtti.

Yıldız, Tufanbeyli Kömür madeninin işletilmesi için 40 firmanın başvurduğunu anımsatırken, yakında Soma için tekliflerin alınacağını söyledi. Kalorisi daha yüksek olan, 153 milyon ton rezervli, 450 mw’lık kömür santralı kurulacak olan Soma için 25 firmanın yarışacağı tahmininde bulundu. Yıldız, Türkiye Kömür İşletmeleri’nin elindeki kömür sahalarının 45 bin mw’lık kapasite anlamına geldiğini söyledi.

YARIM TRİLYON DOLARLIK ŞİRKETLER
Bakan Yıldız, dün açıklanan 2012 yılı ilk çeyrek büyüme rakamlarında enerji sektöründeki büyümeye dikkat çekti. Sektördeki ilk 3 aydaki büyüme oranının yüzde 8.1 olduğunu anımsatan Yıldız, son 10 yılda Türkiye’de enerji sektöründeki arzın, talepten fazla büyüdüğüne dikkat çekti. Bu sektöre uluslar arası yatırımcılardan da büyük ilgi olduğunu anlatan Yıldız, son 1 haftada her biri 80 milyar dolardan az olmamak üzere 5 ila 6 firmayla görüşmeler yaptığını söyledi. Yıldız, “Türkiye’ye çok ciddi talep var. Büyük sermaye, parasını plase edecek sağlam zemin arıyor. Bunun en doğru adresi de Türkiye” dedi.

ÇEVREYİ TAHRİP ETMİYORUZ, İŞTE İSPATI
Bakan Yıldız, enerji için çevrenin tahrip edildiği eleştirilerine de yanıt verdi. Türkiye’de çevrenin korunmasının bir hükümet politikası olduğunu vurgulayan Yıldız, Muğla linyit madenini de örnek olarak gösterdi. Türkiye Kömür İşletmeleri’nin linyit yataklarından çıkan cürufa zeytin ağacı diktiğini bunun sonucu olarak yılda 28 ton zeytin, 6.5 ton da yağ elde edildiğini açıkladı. Zeytin ve yağın işçilerin mutfaklarında tüketildiğini anlattı. Yıldız, “Enerji sektörünün gelişmesi çevreye rağmen olmayacak” dedi.

TKİ Genel Müdürü madencilik faaliyetleri sonucu tahrip edilen doğanın kazanılması için 100 bin adet zeytin dikmeyi hedefliyor. Kurum bugüne kadar 900 dönüm üzerine 18 bin 300 adet zeytin diktiğini bildirdi.

GAZDA İNDİRİM YOK
Bakan Yıldız bir soru üzerine “Doğalgazda indirim söz konusu değil. Hala yüksek fiyattan dolayı şişmiş bir stok var. BOTAŞ eksidedir. Ancak vatandaşın gaz ihtiyacını olabildiğince makul fiyattan karşılamaya çalışacağız. Ama hala uluslar arası piyasalarda da doğalgaz fiyatları yüksek seyrediyor” dedi.
(Aysel ALP/Hürriyet)

Ekonomi | |

Fransız balkonlu rezalet

Samsun’un Canik ilçesinde Mert Irmağı’nın taşması sonucu 8 kişiye mezar olan Kuzey Yıldızı TOKİ Konutlarının iki derenin arasına yapıldığı ortaya çıktı. Canik Belediyesi konutları tanıtırken Fransız Balkonu, alüminyum korkulukları ile diğer projelerden farklılaştığını anlatıyordu. TOKİ ise olayın ardından olağan üstü olarak Toplandı. Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, “Yer seçimi ve yapılaşma konusunda yanlış olduğunu zannetmiyorum” dedi.

Fransız balkonlu ama iki dere arasına yapılan TOKİ Kuzey yıldızı konutlarında teslimatlar yaklaşık iki sene önce yapılmıştı.

BAYRAKTAR BÜYÜK BİR KIVANÇLA TANITMIŞTI
Dönemin TOKİ başkanı olan Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, Kuzey Yıldızı Projesi’ni büyük bir kıvançla kamuoyuna tanıtıyordu.

Bayraktar, “Dünya ile kucaklaşmaya çalışan Türkiye’de 120 belediye ile toplu konut anlaşması imzaladık. Projelerimizi büyük bir başarıyla yürütüyoruz. Türkiye’nin gerekli imar şartlarını taşımayan binalardan artık kurtulmasının zorunlu olduğunu düşünüyoruz. Canik’te halkımız için çağdaş bir yaşam alanı oluşturacağız. Bu projede sadece konutlar yaklaşık 350 milyon TL’ye mal olacak. Ticaret merkezleri, okullar, camiler, parklar, diğer tesisler ve cezaevinin yeniden inşa edilmesi de dikkate alındığında beldede yaklaşık 500 milyon TL’lik bir yatırım gerçekleşecek” demişti.

Canik Belediyesi ise Kuzey Yıldızı Projesi’nin Fransız balkonu, alüminyum korkulukları ile diğer projelerden farklılaştığını anlatıyordu.

TOKİ OLAĞANÜSTÜ TOPLANDI
Samsun’daki sel felaketiyle ilgili TOKİ Olağanüstü toplandı. hurriyet.com.tr’nin görüşmek için aradığı TOKİ Başkanı Ahmet Haluk Karabel, can kayıpları için ‘ülkemizin başı sağolsun’ dedi.

‘Proje yanlış yere mi yapılmış, depreme dayanıklı yapılan konutlarınızda sel gözardı mı edilmiş’ sorumuz üzerine Karabel, “Tüm bu sorulara biz de yanıt arıyoruz. Bunun için kendi aramızda bir değerlendirme toplantısı yapıyoruz” dedi. “Siz de teknik bir yöneticisiniz, mimarsınız; ilk değerlendirmeniz nedir” sorumuza ise Karabel, “Şimdi konuşmak istemiyorum, toplantı sonrasında size bir değerlendirmede bulunacağım” karşılığını verdi.

BURALARA İZİN VERİLMEMESİ GEREKİYOR
İnşaat Mühendisleri Odası Samsun Şubesi Başkanı Hüseyin Tüfek, hurriyet.com.tr’ye yaptığı açıklamada, yaşanan felakette imara açılan bölgelerin popülizm politikaları çerçevesinde belirlenmesinin ve eldeki bilimsel verilere bakılmadan dere yataklarına inşaat izni verilmesinin önemine dikkat çekti.

Tüfek şöyle konuştu:
“Çok üzücü bir durum. Türkiye’nin deprem bölgesi olduğu, Karadeniz’de sel ve heyelan tehlikesinin olduğunu sürekli söylüyoruz. Bunlar doğa olayları ama felakete dönüşmesine engel olunabilir. Yeter ki popülizmden uzak adımlar atalım.

Olayın nedeni çok basit. Sel gelme olasılığı olan dere yataklarına yapılaşma izni verirseniz, bu tür felaketlerin önüne geçemezsiniz. Samsun ve bölgede kuzey-güney istikametinde akan çok sayıda dere var. Devlet Su İşleri’nin elinde bulunan kayıtlara göre de bu derelerin 50 ile 100 yıl arasında taştıkları görülüyor. Evet çok yağmur yağdı ama bu bahane olamaz. Buralara yapılaşma izni verilmemesi gerekiyordu. Bundan sonra daha akıllı olmamız lazım.

TOKİ’NİN EKSİĞİ KABUL EDİLEMEZ
Bu şekilde yapılan binaların hepsini şimdi olmasa da gelecekte risk altında bulunduğuna işaret eden Tüfek, TOKİ’nin teknik inceleme konusunda yetersiz kalmasını da eleştirdi.

Tüfek şöyle devam etti:
“Bununla birlikte dere yataklarında sadece TOKİ’ni binaları bulunmuyor. Karadeniz’deki yerel yönetimlerin açtığı imar planları çerçevesinde yapılan binalar var. Belki şimdi değil ama gelecekte bunların hepsinde risk var.

“Yerel yönetimler ara ara basında da çıkan haberlerde, “TOKİ ile anlaştık şu kadar konut yapacağız” gibisinden popülist açıklamalar yapıyor ve imar izni veriyor. Yerel yönetimlerin teknik bilgisi imara açılacak alanın risk düzeyini ölçmeye yetmeyebilir. Ancak, bu noktada TOKİ’nin teknik ekibinin gelip ciddi incelemeler yapması gerekir. Bunu yapmamış olması kabul edilemez.

“Elinde önemli derecede veri bulunan çok ciddi kurumlarımız var. Devlet Su İşleri de bunların başında geliyor. Bir bölge imara açılırken, bilimin ışığında bu bilgilerin değerlendirilmemesini affedilmez buluyorum”. (Hürriyet)

Ekonomi | |

TOKİ: ‘Aslında facianın önüne geçtik’

Samsun’un Canik ilçesinde Mert Irmağı’nın taşması sonucu, yapımına 2010 yılında başlanan Kuzey Yıldızı TOKİ Konutlarındaki apartmanların zemin katlarını su bastı.

Beşi TOKİ konutlarında olmak üzere 9 kişi hayatını kaybetti.Konutlarının iki derenin arasına yapıldığı ortaya çıktı. Felaketle ilgili TOKİ olağanüstü toplandı. Kısa süre sonra çok ilginç bir açıklama geldi ve aslında facianın önüne geçildiği belirtildi. Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç TOKİ konutlarında incelemeler yaptı. Bakan Kılıç da bölgenin yarım yüzyıldır gecekondu olarak kullanıldığı belirterek, “Bölge eski gecekondu yerleşim yeri, ilkel yapılar vardı. Eğer kentsel dönüşüm olmasaydı yaşanacak kaybın hesabını yapmak mümkün olmayacaktı. Eleştirilere bu yönüyle bakmakta fayda var” dedi.

Söz konusu alanın TOKİ uygulamaları çerçevesinde ilgili belediyelerce onaylı imar planına göre yerleşime açık imarlı konut alanı olduğu bildirilen açıklamada, uygulamalar öncesinde de burada yaklaşık 2 bin 500 konut bulunduğu belirtildi.

Eski halindeki konutların fen kuralları ve teknik açısından tamamen yanlış yapılaşmış bir durumda iken yapılan kentsel dönüşüm projesi ile birlikte bu yapılar, proje kapsamında hak sahipleri ile uzlaşma esaslı muvafakat görüşmeleri gerçekleştirilerek yapıldığı kaydedilen açıklamada şöyle denildi:

“Yıkımlar sonrasında plan kullanımları korunarak birinci etap 960 konut, ihalesi idaremizce gerçekleştirilerek, uygulaması tamamlanmış ve hak sahiplerine konut teslimleri gerçekleşmiştir.

KAPICI DAİRELERİ BELEDİYE YÖNETMELİĞİ İLE OLUŞTURULDU
Bu bağlamda yapılan konutların tamamında ilgili çekme mesafelerine uyularak vaziyet planları oluşturulmuş ve can kayıplarının yaşandığı kapıcı dairelerinde ise Samsun Büyükşehir Belediyesi’nin imar yönetmeliğinin 67’nci maddesi hükümleri uyarınca kapıcı daireleri oluşturulmuştur. Dolayısıyla proje, yürürlükteki plan ve yönetmeliklere tam olarak uygun icra edilmiştir.

Ancak yerel yönetimler ile yapılan görüşmemiz ve yerinde dairemizce yapılan tespitler sonucu, 4 Temmuz’da Samsun’da yaklaşık 3,5 saat süren sağanak yağış sebebiyle önce DSİ tarafından ıslah edilmiş olmasına ve taşkın kotlarına göre oluşturulmuş olan tahkimat duvarları yapılmış olmasına rağmen, yağan bu yağışın sonucu Yılanlıdere’de debisi tahmin edilenden yüksek bir akış olduğu ve bu akışın etkisiyle sürüklenen toprak , taş, moloz ve ağaç parçalarını etkisiyle Mert ırmağı ile birleştiği noktada bulunan köprüyü tıkadığı ve bir taşkın meydana geldiği, bu taşkın kotlarının oluşturulan tahkimat duvarlarının kotunun aştığı ve sonuç olarak bu bölgede daha önce idaremizce inşa edilen 960 konutun bulunduğu alanı etkilediği görüldü. Yaşanan sel afeti, sadece TOKİ bölgesini değil, Yılanlıdere’nin güzergahındaki tüm alanları etkiledi.

“ESKİ YAPILARIN DAYANMASI MÜMKÜN DEĞİLDİ”
Dikkat edilmelidir ki söz konusu alanda idaremiz eliyle uygulanan kentsel dönüşüm projesi sayesinde söz konusu taşkına yapısal olarak dahi dayanması mümkün olmayan eski yapıların yerine fen ve sanat kurallarına uygun sağlam ve dayanıklı konutlar inşa edilmesiyle facianın önüne geçilmiştir.

İdaremiz 2’nci etapta bin 344 konut yapımına yönelik ihale gerçekleştirmiş olup yapım süreci devam ediyor. Böylece uyulama öncesindeki 2 bin 500 hak sahibinin konutlarının dönüşümü yapılmış olacak” (Hürriyet)

Ekonomi | |

Pasaport alacaklar dikkat!

Başbakanlık Darphane ve Damga Matbaası Genel Müdürlüğü’nün açtığı çipli pasaport ihalesi çiplerde güvenlik açığı olması nedeniyle iptal edilmesi nedeniyle pasaportlarda defter sıkıntısı başladı.

Yetkililer bu sıkıntının önümüzdeki günlerde daha fazla büyüyeceğini ve pasaportların teslim süresinin uzayacağı uyarısında bulundular.

Almanya’da yaşayan Türk vatandaşları için 1 Haziran 2010 tarihinden beri kullanılmaya başlanan yeni “çipliö ya da “e- pasaportlardaki sorun önümüzdeki günlerde daha da artacak. Köln Başkonsolosu Mustafa Kemal Basa, çipli pasaport ihalesinin mevcut çiplerdeki güvenlik açığı oluşması nedeniyle iptal edildiğini, bu nedenle pasaportların teslim sürelerinin önümüzdeki günlerde biraz daha uzayacağı uyarısında bulundu. Başkonsolos Basa, korkulacak bir durum olmadığını ve 20 Temmuz’dan itibaren yeni çiplerle pasaport üretimine başlanmasının öngörüldüğünü açıkladı.

GECİKME DEVAM EDECEK
Türkiye dışında yaşayan Türkiye vatandaşları için en önemli belge niteliğindeki pasaportlarda yapılan bu değişiklikle, 31 Aralık 2010 tarihinden beri eski pasaportların süresinin uzatılması da mümkün değil. Pasaport yenileme işlemlerinin yoğun olarak yapıldığı Köln’deki Türkiye Başkonsolosu Mustafa Kemal Basa, yaşanan sorunun nedenini şöyle açıkladı: “1 Haziran 2010 tarihinden itibaren e-pasaport olarak tabir ettiğimiz çipli pasaport olarak da bilinen yüksek donanımlı AB standartlarına uygun pasaportları ithal etmeye başladık. 1 Ocak 2011 tarihinden itibaren de münhasıran bu pasaportları vermekteyiz. Eski tarihlerde biliyorsunuz pasaportlarımız konsolosluklarımızda üretilerek vatandaşlarımıza veriliyordu, yeni uygulamamızda ise diğer AB ülkelerinde de olduğu gibi tek bir merkezde Ankara Gölbaşı’nda üretiliyor. Kişiye göre üretiliyor ve konsolosluklarımız üzerinden vatandaşlarımıza dağıtılıyor. Son zamanlarda pasaport defterlerini üreten firmanın temin ettiği çiplerle ilgili bir güvenlik sorunundan dolayı bir sıkıntı yaşanmaya başlandı. Pasaportların tesliminde bir miktar gecikme oldu, bu gecikmenin bir süre daha devam edeceği anlaşılıyor.ö

ÇİPLERİN GÜVENLİĞİ ARTTIRILIYOR
Pasaport defterlerinin üretiminde yaşanan sorunlar ve stokların azalmaya başlaması nedeniyle pasaportların teslim süreleri de her geçen gün uzuyor. Şimdiye kadar 6 milyon çipli pasaport üretilip dağıtılmış durumda. Köln Başkonsolosu Mustafa Kemal Basa pasaportlarla ilgili bir sıkıntı olduğunu ancak korkulacak bir durum olmadığını belirterek şöyle konuştu: “28 Haziran itibariyle biz 8 Haziran günü başvuran vatandaşlarımızın pasaportlarını teslim ettik yani gerçekten 20 günlük bir bekleme süresi var ama hel halükarda bu süre yurtdışındaki vatandaşlarımız için iki hafta civarındaydı. Yalnız bu süre açılmaya devam edecek. Tahmin ediyoruz bir aya kadar bekleme süreleri söz konusu olabilecek fakat ilgili makamlarımız gerekli önlemleri alıyorlar. 20 Temmuz’dan itibaren güvenlik bakımından daha güçlendirilmiş, yeni çiplerle donatılmış pasaport defterlerinin üretimine başlanacağını öğrendik. Vakitlice başvuruda bulunulsun, evet sorun vardır ama çok korkulacak ürkülecek bir durum yoktur. Konunun üzerinde çalışılıyor kısa bir süre sonra sorunun giderilmek ümidindeyiz.ö

HACI ADAYLARINA UYARI
Türkiye’nin Köln Başkonsolusu Mustafa Kemal Basa’nın bu açıklamasına rağmen, tam izin dönemine gelen bu sıkışıklık Almanya’da yaşayan Türk vatandaşlarını önemli ölçüde zorluyor. Acil durumlar için Türkiye’de Emniyet Müdürlükleri üzerinden “Acil başvuru formuö doldurmak mümkün. İzin ve özel durumlar dışında, ikinci büyük sıkıntı ise, Hac ve Umre ziyareti yapmaya hazırlananlar için ortaya çıkıyor. Başkonsolos Basa, hacı adaylarının yeni pasaport almak için müracatlarını son ana bırakmamaları tavsiyesinde bulunarak, “Hac dönemi için hacı adaylarımız müsterih olsunlar o konuda gerekli önlemleri alıyoruz. Türk dışişleri bakanlığı olsun emniyet müdürlüğümüz ilgili kurumlarımızın eş güdümünde gerekli önlemler alınmaktadır. Acil durumu olan acilen seyahat etmesi gereken kişilerin vakitlice başkonsolosluklara başvuru yapmaları telkininde bulunuyoruz. Hacı adaylarının da yine vakit geçirmeden hac mevsimini beklemeden ivedilikle başvurularını yapmaları halinde herhangi bir mağduriyetlerinin olmayacağını düşünüyoruz dedi. (DHA)

Ekonomi | |

Irmak kenarına Fransız balkonu

Sel, Samsun’un Canik ilçesinde faciaya yol açtı. TOKİ’nin Mert Irmağı’nın kenarına yaptığı evlerin zemin katları sular altında kaldı. Faciada 5’i, “Yıldız gibi parlayan proje” diye tanıtılan Fransız balkonlu evlerde olmak üzere, 9 kişi öldü. 1 çocuk kayıp.

SAMSUN’da önceki gece yarısı fırtınayla başlayan şiddetli yağış felakete dönüştü. TOKİ’nin Canik ilçesinde Mert Irmağı’nın kenarına yaptığı evlerin zemin katları sular altında kaldı. Faciada, “Yıldız gibi parlayan proje” diye tanıtılan Fransız balkonlu evlerde yaşayanlarla birlikte 5’i çocuk 9 kişi öldü, kayıp 1 çocuk aranıyor. Samsun’da 23.30 sıralarında başlayan ve yaklaşık 4.5 saat süren yağış özellikle Canik ve İlkadım ilçelerinde etkili oldu. Yağışta cadde ve sokaklar nehre döndü, taşan Mert Irmağı’nın üzerindeki köprülerden bazıları çöktü. Sel suları ve patlayan kanalizasyonlar cadde ve sokakları kaplarken, birçok ev ve işyeri, bir özel hastanenin acil servisi ile zemin katı, Canik Kaymakamlığı’nın zemin katı sular altında kaldı. Mert Irmağı’nın taşması sonucu yaşanan sel, 2010’da ilk etabı tamamlanan 2688 konutluk TOKİ Kuzey Yıldızı Projesi’ni vurdu. Buradaki evlerin zemin katları sular altında kaldı. Selin vurduğu bölgelere iş makinelerinin ulaştırılmasında güçlük çekilirken, güvenlik güçleri binaların alt katlarında oturanların evlerini tahliye etmesi için sürekli anons yaptı.

Kapıcı çocukları
Alt kattaki evi sular altında kalan kapıcı Yılmaz Ailesi’nin 3 ferdi kurtarma ekipleri tarafından çıkarılırken, oğulları 5 yaşındaki Aziz ve 1.5 yaşındaki Hüseyin Yılmaz boğularak can verdi. Aynı yerdeki bir başka binanın bodrum katında oturan kapıcı 34 yaşındaki Kenan Yazıcı, oğulları 14 yaşındaki Mücahit ve 10 yaşındaki Bedirhan’la birlikte sel sularında öldü. Eşi Kenan Yazıcı’dan bir süredir ayrı yaşayan Selma Yazıcı, olayı öğrenince koşup geldi, “Çocuklarım içeride. Onları kurtarın” diye bağırarak su dolu eve girmek istedi. Kadını kurtarma ekipleri engellerken, çevredeki vatandaşlar da sakinleştirmeye çalıştı.

Düğünden dönerken
Çarşamba ilçesinde düğüne katılıp Samsun’a dönen Bütüner Ailesi’nin otomobili Samsun-Ordu karayolu Derbent mevkisinde sel sularına kapıldı. Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi’nde memur olarak çalışan 40 yaşındaki Murat Bütüner yaralı olarak kurtarılırken, eşi 36 yaşındaki Emine Bütüner ile çocuğu 6 yaşındaki Mihra Bütüner ve 22 yaşındaki Seher Özkan’ın cesetleri bulundu. Denize sürüklenen araçta olduğu tahmin edilen 9 yaşındaki Berka bulunamadı. Hurdacılık yapan 45 yaşındaki Mehmet Yaylacıoğlu’nun cesedi ise TOKİ konutlarına 1 kilometre uzaklıkta ırmak kenarında bulundu.

Metrekareye 48.8 kilo yağış
Derbent mevkisinde yağış sırasında meydana gelen heyelanda sürüklenen araçta bulunan 4 kişi son anda kurtarıldı. Samsun Valisi Hüseyin Aksoy, metrekareye 48.8 kilogram yağış düştüğünü belirtti. Selin en fazla etkili olduğu Gaziosmanpaşa Mahallesi’nde çıkan söylenti halkı paniğe sürükledi. Sulama göletinin kapaklarının çöktüğü söylenince mahalle sakinleri kaçışmaya başladı. Halkı polis sakinleştirdi.

Şehidin oğlu son anda
Hakkari’nin Yüksekova ilçesindeki Yeşiltaş Karakolu’nda iki hafta önce şehit olan 9 askerden Piyade Er Umut Bulut’un, Canik İlçesi’ndeki baba evi de sular altında kaldı. 58 yaşındaki Mustafa Bulut, 9 aylık torunu Selçuk Yağız’ı kucağına alıp, eşi, gelini ve 2 kızıyla üst kattaki komşularına sığındı. Dairesi tamamen sular altında kalan Mustafa Bulut, oğlunun acısını unutmadan sel felaketi yaşadıklarını söyledi.

Yıldız proje
9 kişiye mezar olan Kuzey Yıldızı Projesi’nin Nazım İmar Planı ve Uygulama İmar Planı’nda Fransız balkonları bile düşünüldü ve şöyle denildi: “Projenin batısında yer alan Mert Irmağı’nın yarattığı su etkisi potansiyeli ırmak boyunca oluşturulan rekreasyon alanlarıyla kullanılmıştır. Proje alanının rekreasyon alanıyla bağlantı oluşturduğu noktalarda doklar oluşturulmuştur. Projede konutlar 12 katlı ve her katta 4 daire bulunacak şekilde tasarlanmıştır. Yan cephelere Fransız balkonlar eklenerek ön ve arka cephelerde klima ünitelerinin gizlenmesi için alüminyum profiller kullanılmıştır.”

Dere kenarına yapma
BAŞBAKAN Tayyip Erdoğan, memleketi Rize’de, Kasım 2011’de yaşanan sel sonrası hemşerilerini dere yataklarına ev yapmamaları konusunda uyarmıştı. Karadeniz şivesiyle konuşan Erdoğan, şunları söylemişti: “Lütfen dere yataklarına gidip ev yapmayın. Babalarımızın yaptığı evler daha sağlamdı. O evler duriy mi, o evleri yiktuk, yerlerine
3- 4 kat ev kondiriyruk.”

Uzmanlar ne dedi: Yer seçimi yanlış
Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu: Türkiye’de subasmanının su ile ilişkisi yok. Subasman seviyesini 100 yıllık sel su seviyesine göre belirleyip bina yapmadıkça selden kurtulamayız. TOKİ’nin hatası 100 yıllık su seviyesinin altında yaşam alanlarına izin vermiş, yapmış olmasıdır. Türkiye’de dağın tepesine de, derenin kıyısına da aynı şekilde bina yapılıyor. Risk analizine göre bina yapma mantığı yok. Samsun’a 1 aylık yağış 1 günde yağmışmış. Şehirler, 100-500 yılda yağabilecek en şiddetli yağışın su seviyesine göre yapılır.

- Mimarlar Odası Başkanı Eyüp Muhcu: Mert Irmağı, havzasıyla ilgili sel riski olduğu öteden beri bilinen bir konudur. Örnek model olan bu konutların sellere karşı setlerin yapılması, drenajların tamamlanması ve diğer önlemlerin alınması gerekirken, bunların hiçbirinin yapılmadığı anlaşılıyor. TOKİ, dereye yakın yerde yerleşim kararı vermiş, çevrede önlem alınmamış. Sahil tarafında 1 kilometre boyunca dolgu yapılmış, bu dere suyunun denize ulaşmasını engellemiş. Afet yönetimi açısından ciddi ihmal ve problemler var. Vatandaşa herhangi bir uyarıda bulunulmamış. Sel aşamasına gelindiğinde kurtarma yardımı yapılmamış. TOKİ konutları bir anlamda afetlere davetiye çıkarmış.

- Şehir Plancıları Odası Yönetim Kurulu üyesi Esra Oğuz: Doğru yerde doğru yapılaşma olmadığı zaman doğa olayları afete dönüşüyor. Dere yatakları kapatılıyor, aşırı betonlaşma ve suyun emilimini sağlayacak yeşil alanlar imara açılıyor. Bu olay gösterdi ki TOKİ konutları doğru yerde yapılmamış. İstediğiniz kadar mühendislik hizmeti yapın, doğa son sözü söylüyor.

- İnşaat Mühendisleri Odası Saymanı Nevzat Ersan: Büyüklerimizin bir lafı vardır, ‘Dere yatağına ev yapma sel alır, tepeye ev yapma yel alır.’ Bunlar da dereye ev yaptığı için sel aldı. DSİ belli bir yerde taşkın koruma alanı ilan eder. Bu içinde mi dışında mı onu tespit etmeye çalışıyoruz. Dere yatağına konut yapmanın hiçbir mantığı ve felsefesi olmaz. – (Erdinç ÇELİKKAN/Hürriyet)

Ekonomi | |

Benzinde kötü haber yakın…

Piyasalarda İran’ın nükleer hedeflerini korumaya yönelik hareketleri petrolde yeniden gerginlik yarattı. Son üç gün sonunda yüzde 10 yükselen Brent tipi petrol 100 doların üzerine çıkarken bu artışın yakın zamanda benzin fiyatlarını yukarı çekmesi bekleniyor.

İran ile ambargo uygulayan AB arasında tansiyonun yükselmesi ve ABD’de açıklanan son veriler sonrasında parasal genişlemeye (QE3) yönelik adımların atılabileceğine yönelik beklentiler petrol fiyatlarının yükselmesinde etkili oldu.

ABD ham petrolünün ağustos ayı teslim varil fiyatı bugünkü işlemlerde 87 dolar, Londra Brent tipi ham petrolün ağustos ayı teslim varil fiyatı ise 100 dolar seviyesinde bulunuyor.

Piyasalarda geçen üç işlem günü sonrasında, Brent tipi petrol yüzde 10, ABD ham petrolün fiyatı ise yüzde 13 değerlendi.

COĞRAFİ RİSK FİYATLANIYOR
Hem Brent hem de ham petrolün varil fiyatı ikinci çeyreği, 2008′den bu yana en büyük düşüşlerle kapatmıştı.

Petrol fiyatlarının yükselmesinde, İran yönetiminin nükleer hedefler doğrultusunda İslam Cumhuriyeti’ne karşı İsrail’den gelecek tehlikelere karşı füzelerinin başarılı olabileceğini açıklaması da etkili oldu.

ABD merkezli finansal danışmanlık şirketi Confluence Investment Management’in Baş Piyasa Analisti Bill O’Grady, “Piyasaların Ortadoğu’da coğrafi riske karşı pozisyon aldıklarını düşünüyorum” dedi.

Diğer yandan geçen hafta ABD’de ham petrol stoklarının 3 milyon varil azaldığını da açıkladı. ABD Petrol Enstitüsü’nden yapılan bu açıklama, analistlerin beklentilerinin oldukça üzerinde bir rakam olarak dikkat çekti.

BENZİNDE ZAM YAKIN
İkinci çeyrek sonunda son 3 yılın en düşük seviyesine gerileyen petrol fiyatları, benzinin litre fiyatını da düşürmüştü. Mart ayında 4.69 lira olan benzin fiyatı Temmuz ayında yüzde 11 düşüşle 4.17 liraya gerilemişti.

Ancak petrolde son bir haftada yaşanan hızlı yükselişin etkisini pompa fiyatlarında da göstermesi bekleniyor.

Türkiye’de benzin fiyatları uluslararası piyasalardaki petrol fiyatları ve içeride dolar kuruna göre belirleniyor. (Hürriyet)

Ekonomi | |

Tuvalette en uygun pozisyon bulundu

58 ülkeden 1800 firmanın 4 bin 515 ürünle katıldığı ‘reddot design’ uluslararası tasarım yarışmasında ürün tasarımı dalında büyük ödülü Güral VİT’in alaturka ve alafranga tuvaleti bir araya getirdiği ‘WC Health’ isimli ürünü kazandı.

‘WC Health klozet’ günlük yaşamda kullanılan klozetlerde hayatı kolaylaştıran bazı değişiklikler yaparak en uygun anatomik pozisyonu bulmayı hedefledi ve çömelme duruş şeklini klozet sistemine taşıdı.

Alaturka ve alafranga tuvaleti birleştiren ‘WC HEALTH’in fikir annesi, asıl mesleği avukatlık olan ancak Güral Grubu bünyesinde de aktif rol üstlenen Nesrin Güral. Dışkılarken insan doğasına en uygun pozisyonun çömelmek olduğunu vurgulayan Nesrin Güral, “Maalesef çömelmeyi unutmuşuz. Çömelme pozisyonunda bağırsaklar çok daha iyi boşalıyor ve bu kolon kanserine kadar pek çok hastalık riski böylece azaltılabiliyor” dedi.

Alaturkanın riskleri
Türkiye’de, Ortadoğu ve Asya’da kullanılan ve ‘alaturka’ olarak anılan hela taşının hijyen açısından tartışıldığını aktaran Nesrin Güral şöyle konuştu:

“Sarılık, mantar, tifo, vb. hastalıkların bulaşma riskini taşıyabilir. Giysiler kirlenebiliyor. Ayrıca engellilerin kullanımı açısından da zor. Fakat bağırsakların ve mesanenin tam boşalımı ancak buradaki çömelme pozisyonuyla sağlanabiliyor. Alafranga tuvaletlerin hijyen ve konforunu insan anatomisine uygun alafranga tuvaletlerle birleştirme fikri de buradan çıktı. İkisinin sağlık için iyi yanlarını birleştirdik.” (Hürriyet)

Ekonomi | |

SGK’dan işverenlere önemli uyarı

SGK, 3-4 Temmuz tarihleri arasında işe giriş ve işten ayrılış bildirgelerinin sistem arızası nedeniyle alınamadığını tespit ettiklerini bildirdi. Kurum, bu tarihlerde işlemini gerçekleştiremeyen işverenlerin mali tatil süresi içinde bildirimlerini yapmaları halinde idari para cezası uygulanmayacağını açıkladı.

SGK Kurumsal ve Sosyal Sigorta Yazılımları Daire Başkanlığı tarafından yapılan açıklamada, 3 Temmuz tarihi saat 18.00 ile 4 Temmuz tarihi saat 17.30 arasında 4/a sigortalıları ile 506 sayılı Kanunun geçici 20’nci maddesine tabi sigortalıların sigortalı işe giriş ve işten ayrılış bildirimlerinin yapıldığı e-sigorta uygulamaları içinde yer alan “Sigortalı İşe Giriş ve İşten Çıkış Bildirgesi” ve “Geçici 20. Madde Sandıklarının İştirakçi Giriş ve Ayrılış Bildirgesi” programlarının hizmet dışı kaldığının tespit edildiği belirtildi.

Açıklamada, 5604 sayılı Mali Tatil İhdas Edilmesi Hakkında Kanun gereğince Temmuz ayının biri ile 20’sine kadar (20’si dahil) olan sürenin mali tatil sayıldığını anımsatılarak Haziran ayının son gününün tatil olması halinde mali tatilin Temmuz ayının ilk iş gününü takip eden günden başladığı ifade edildi. Son günü mali tatile gelen işler için de tatilin son gününü izleyen tarihten itibaren 7 gün uzamış sayıldığının belirtildiği açıklamada, “3-4 Temmuz 2012 tarihleri arasında işe giriş ve işten ayrılış bildirgelerini sistem arızası nedeniyle veremeyen işverenlerin mali tatil süresi içinde bildirimleri yapmaları halinde idari para cezası uygulanmayacaktır” denildi.( ANKA) (BRŞ/HF)

Ekonomi | |