İsviçrede Arap Erkeklerle Sikiş Keyfim

En önce şunu söylemem lazım galiba. Okuyacağınız bu hikaye tümüyle doğrudur. Yaşadığım sıradışı şeylerin ilki de değildir. Ama bana göre en güzellerinden biri olduğu için, yazmaya bununla başlamaya karar verdim

Bundan yaklaşık 5 yıl öncesiydi. Sevgilimle İsviçre’ye, onun bir takım iş bağlantılarını halledeceği Cenevre’ye gitmiştik. O zamana kadar hiç Cenevre’ye gitmemiş olduğum için; Tolga, yani sevgilim teklifte bulununca hemen kabul etmiştim.

Tolga’yla dört aydır beraber yaşıyorduk. Genç ve yakışıklıydı. Bol parası vardı ve bir erkekten en çok bekleyeceğim şeyi bol bol veriyordu bana. Sikini.

Daha uçaktan iner inmez bir sürpriz yaşamıştım. Temmuz ayıydı ve hava inanılmaz sıcak ve nemliydi. Doğrusu böyle bir iklim beklemiyordum buralarda. Leman Gölü’nün kıyısındaki Noga Hilton otelinde yer ayırtmıştı Tolga. Hemen odamıza çıkıp birer duş aldık ve barda oturup birşeyler içmek için lobiye indik sonra da.

Günlerden Cumartesi’ydi. Aslında Tolga’nın Pazartesi sabahına kadar hiç bir işi de yoktu. Sırf beni eğlendirebilmek istediği için böyle biraz erken gelmiştik.

Lobideki barda ilk dikkatimi çeken, Arap kalabalığı oldu. Erkeklerin yüzde 90′ı Arap’tı. Sonra kadın bolluğu da dikkatimi çekti. Kendimize bir yer bulup oturduktan ve içkilerimizi yudumlamaya başladıktan sonra da, bu kadınların büyük bir çoğunluğunun profesyonel olduğunu kavrayıverdim. İkişer üçer oturuyorlardı. Gözleri sürekli Araplar’ın üstündeydi. Herkese, her fırsatta baygın baygın bakıyorlar, gözgöze geldikleri tüm Araplar’a gülümsemeler dağıtıyorlardı. Zaman zaman da, oturdukları yerden kalkıp onların yanına gelen Araplar’la hararetli hararetli birşeyler konuşuyor sonra da kalkıp birlikte gidiyorlardı. Tam bir et pazarıydı burası yani.

Tolga bana, bunların zengin Araplar olduğunu, bankalardaki hesapları için sık sık Cenevre’ye geldiklerini anlattı. Aralarında prensler bile olabilirdi. Doğal olarak da, fırsat bulduklarında Avrupalı kadınlara takılıyorlardı, Tolga’nın söylediğine göre.

O akşam yemek için dışarı çıktık ve bir İtalyan lokantasında mükemmel bir akşam yemeği yedik. Zaten yorgunduk biraz. O nedenle de otele dönüp yattık. Ertesi günü de, Leman Gölü üzerinde sefer yapan vapurlardan birine binip gezerek geçirdik. İstanbul’daki Boğaz vapurları gibi, bu vapurlar da, gölün bir İsviçde bir Fransa tarafına geçerek her iskeleye uğruyor ve sonunda gölün öteki ucundaki Montrö’ye gidiyordu. Gidiş-dönüş 7 saate yakın sürmüştü.

Bu arada vapurda da dikkati çeken bir Arap kalabalığı vardı. Ama bu sefer kadınlar ve çocuklar da vardı. Fakat nedense, erkekler onlardan ayrı oturuyordu. Hepsinin gözleri fıldır fıldırdı bu arada. Güvertediki her kadını süzüyorlardı ve ben de bundan bayağı nasibimi alıyordum tabii.

Aslında burada biraz kendimden bahsetmem gerekli galiba. Adım Nesligül. Bu hikayeye konu olan olaylar yaşandığı sırada 24 yaşındaydım. Kendimi bildim bileli, hep erkeklerin ilgi odağı oldum. Bunun da nedenleri var tabii. En başta gelen neden fiziğim. Siyah saçlarım var. Yüzüm çekici ve güzel. Vücudumu ise ben de dahil olmak üzere herkes beğeniyor. Memelerim büyük değiller ama dimdik ve yuvarlaklar. Belim ince. Kalçalarım geniş ve dolgun. Bacaklarım uzun ve güzel. Ve ben kendimi bildim bileli hep teşhirci oldum. Yani güzelliklerimi göstermekten, erkekleri tahrik etmekten zevk aldım her zaman. Tüm giysilerimi, bu merakıma uygun olarak seçerim. Biraz açık saçık, güzelliklerimi gizlemek yerine büsbütün belli eden şeyleri seviyorum. İç çamaşırlarından da pek hoşlanmam bu arada. Aslında sutyene hiç ihtiyaç duymuyorum. Ama zaman zaman külot giymek zorunda kalıyorum tabii. Malum kadınlık hali işte.

O gün rahat edebilmek için ince askılı bir beyaz bluzla sarı bir şort giymiştim, çok yürümeyi düşünmediğim için de, ayaklarıma yüksek topuklu dekolte şıpıdık terlikler geçirmiştim. Bluz kollarımı, omuzlarımı, sırtımın ve göğsümün önemli kısımlarını açıkta sırakıyordu tabii. Memelerim de, ince kumaşın altından tüm hatlarıyla belli oluyordu doğal olarak. Şortum ise minicik bir şeydi. Dar ve kısaydı. Esnek ve ince kumaşı, kalçalarımı ve karnımı sarıyordu. Kıçımın badöndürücü olduğunu defalarca söylemişlerdi bana ve o gün ben kıçımı iyice teşhir ediyordum yani. Olduğu gibi meydanda olan bacaklarımın da çok güzel olduklarını biliyordum tabii. Ah bir de ayaklarımı unutmamalıyım. Hep bakımlı ve yumuşacıktırlar. Ve o gün o terliklerin içinde çok çekici görünüyorlardı.

Şimdi böyle giyinmeme sevgilimin itiraz edip etmediği sorusu gelebilir aklınıza. Yalnızca şunu söyleyeyim ki; bir erkeğin, herhangi bir erkeğin, sevgilim olabilmesi için ilk olarak beni olduğum gibi kabullenmesi gerekir. Yani teşhirci ve fingirdek. Tolga bu şartları yerine rahatlıkla getirdiği için sevgilimdi zaten.

Neyse, şimdi hikayeye geri dönelim isterseniz.

Kısa bir süre sonra, vapurdaki Araplar’ın çoğunun ilgi odağı olmuştum ve bundan çok memnundum doğal olarak. Kimi batılı giysiler içinde, kimi entarileri bir yığın Arap, gözlerini benden, daha doğrusu bacaklarımdan, memelerimden alamıyordu ve ben de çok hoşlanıyordum bundan. Arada bir kaç kez yerimden kalkıp tuvalete gitmiş, böylece de onlara seyredebilecek daha fazla şeyler vermeye de çalışmıştım. Yürürken her attığım adımda kımıl kımıl oynayan kalçalarımın onların aklını başından aldığına emindim.

Gün, tüm bunların dışında olaysız bitti. Bu sefer otelin restoranında yemek yedik, geri döndüğümüzde. Yine yorulmuştuk ve odada biraz TV’den porno filmi seyrettik Tolga’yla. 4 paralı kanalda böyle filmler vardı ve içlerinden bir tanesi özellikle ilgimi çekmişti. New York’a gezmeye giden sarışın bir İsveçli kızın yanlışlıkla girdiği Harlem sokaklarında başına gelenleri anlatıyordu film. Kısacası tutan sikiyordu kızı. Hem de ikişer üçer sikiyorlardı. Olanları seyretmek beni iyice tahrik etti tabii. Saatlerce inmedim Tolga’nın sikinin üstünde. Sonunda da adeta suyunu çıkardım adamın. Ama ben de yoruldum tabii. Sonra uyumuşuz.

Ertesi sabah erken kalktık. Tolga o gün akşama kadar işleriyle uğraşacaktı. Bunun için otelin asma katında bir toplantı odası tutmuştu ve ilk görüşeceği kişi saat 11 gibi gelecekti. O gün akşama kadar yalnız olacaktım yani. Bu nedenle de, tam kafama göre giyinmiştim. Ayrıca çok da kolay olmuştu giyinmek. Tiril tiril kumaştan, eteği kısacık, omuzlarımdan geçen incecik askılarla üstümde duran siyah bir giysi ve arkası açık, iyice yüksek topuklu ve yalnızca bir kaç incecik deri bantdan oluşan bir çift ayakkabı. İşte hepsi buydu giydiklerimin. O tiril tiril kumaşın altında çırıl çıplaktım yani.

Önce kahvaltıya indik Tolga’yla ve daha orada herkesin gözü üstüme kitlendi sanki. Sonra saat 10 olduğunda da lobiye indik birlikte. Önünde küçük bir masası olan geniş divanlardan birine oturduk ve Tolga’nın iş randevusunun gelmesini beklemeye başladık. Tolga yanında getirdiği dosyaları masanın üstüne yaymış, inceliyordu. Ben de etrafa bakınmaya başladım tabii.

Gerçi akşamki kadar kalabalık değildi lobi ama, yine de Araplar çoğunluktaydı. Tam karşımıza düşen u biçimli kanapede 3 Arap oturuyordu. Biri entarili, ikisi batılı giysiler içindeydi. Ve daha oturduğum andan itibaren üçünün de gözleri bana dikilmişti tabii. Eh haksız da sayılmazdı adamlar. Giysimin kısacık eteği oturduğum zaman neredeyse kaybolmuştu. Masa benim önümde olmadığı için, görüşleri tümüyle açıktı Araplar’ın.

Daha ilk andan itibaren bu bakışlardan fena halde tahrik olmuştum. Kelimenin tam anlamıyla siker gibi bakıyordular. Arada da birbirleriyle konuşuyorlardı ve ben konuşma konusunun bacaklarım olduğundan emindim. Bu arada, batılı giysiler içindeki adamların entarili olana büyük bir saygı gösterdiklerini de farketmiştim. Sanki ötekilerin lideriymiş, efendisiymiş gibiydi entarili Arap.

Onlara biraz daha fazla seyrettirebilmek için bacak bacak üstüne attım. Bir taraftan da, olup biteni gözucuyla izlemeyi sürdürüyordum. Birden gözüm ertarili olana takıldı. Tanrım, küçük bir çadır oluşmuştu adamın kasık bölgesinde.

Bu beni kelimelerle anlatılamıyacak kadar tahrik etti. Beni seyrederek sikini kaldırmıştı herif. Offf sikini kaldırmıştım onun. Amımın vıcık vıcık sulandığını hissediyordum. Gözlerimi öteki Araplar’a çevirdim hemen ve onların da pantolanların önünde meydana gelen kabarıklıkları farkettim hemen.

Ahhh yalnızca birinin değil, üçünün de sikini kaldırmıştım işte.

Acaba olup bitenin farkında mı diye, dönüp Tolga’ya baktım sonra. Hala önündeki dosyaya gömülmüş durumdaydı. Bu iyiydi işte. Çünkü giderek daha çok tahrik oluyor ve kendimi daha çok seyrettirmek istiyordum bu Araplar’a.

Tolga’nın yaptığıyla ilgileniyormuşum gibi, kanapenin istünde ona doğru döndürdüm tüm vücudumu. Böylece beni yandan görmelerine olanak veriyordum adamların. Dönerken eteğim de iyice sıyrılmıştı artık. Çıplak kalçamın bir kısmını görebiliyor olmalıydılar artık. Offf gerçekten de çok heyecan verici bir durumdu bu.

Tekrar onlardan tarafa baktığımda, yanılmadığımı anladım. Kalkmış siklerin meydana getirdiği kabarıklıklar daha da büyümüştü şimdi. Bunu farketmek ise beni daha da azdırdı yalnızca. Amım vıcık vıcık olmuştu. Daha da çılgın bir şey yaptım o zaman. Öbür yanımda kanapenin üstünde duran çantama uzanabilmek için tekrar döndüm ve bu arada bacaklarımı da iyice araladım. Artık amımı bile görmüş olmaları gerekirdi.

Aslında giderek ipin ucunu kaçırmaya başlamış olduğumun da farkındaydım ama, umurumda bile değildi doğrusu. Şu anda her şey çok güzeldi çünkü. Sonra takrar Tolga’ya doğru döndüm. Bu sefer bacaklarımın daha da aralanmasına özen göstermiştim. Eteğim de biraz daha sıyrılmış, ve çıplak kalçam daha çok görünmeye başlamıştı artık.

Neden sonra yeniden Araplar’a doğru baktım gözucuyla. Daha da büyümüştü o aklımı başımdan alan kabarıklıklar. Gece odada seyrettiğimiz porno filmini hatırladım o anda. Özellikle de 3 çam yarması gibi zencinin o sarışın İsveçli kızı hep birlikte siktikleri sahne takıldı aklıma. Bu sefer doğrudan baktım Araplar’a doğru. “Elinize geçirseniz beni kimbilir nasıl sikersiniz?” diye geçirdim içimden. Ve bunu düşünmek beni daha da çok tahrik etti.

Artık neredeyse yerimde duramıyordum. Bacaklarım sürekli hareket halindeydiler. Kendimi seyrettirebilmek, bu Araplar’a amımı ve kıçımı gösterebilmek için her yolu deniyordum neredeyse. Giderek de daha çok tahrik oluyordum bu arada. Kelimenin tam anlamıyla sular akmaya başlamıştı amımdan. Ateş gibi yanıyordu.

Bunrdan sonra bir yarım saati böyle geçirdim işte. Her an daha çok tahrik oluyor, bu nedenle de, sürekli daha çok gösteriyordum Araplar’a. Sonunda Tolga’nın beklediği adam geldi ve ister istemez benim de şovum sona erdi. Kısa bir selamlaşmadan sonra, hep birlikte kalktık. Tolga’yla adam toplantı odasına gideceklerdi ben de odaya çıkıp biraz kendimi toplamak istiyordum. Böyle sokağa çıkamazdım zaten.

Ayağa kalkar kalkmaz, kanapenin kumaşı üstündeki büyük lekeyi farkettim. Tanrım, amımdan akan sular, kocaman ve ıslak bir leke oluşturmuştu kanape kumaşında. Bereket ki, ne Tolga ne de konuğu bu durumu farketmediler. Ama Araplar farketmişti bile. Onların birbirlerini dürtüp ıslaklığı gösterdiklerini farkettim. Offf çok acayip olmuştu her şey. Bir an önce odaya çıkıp bir şeyler yapmalı ve kendimi rahatlatmalıydım artık.

Ama yine de gözüm lobideki kuyumcu dükkanlarına takıldı. Bu nedenle de, doğrudan asansörlere doğru yürüyemedim işte. Her vitrinin önünde takılarak, yavaş yavaş gidiyordum. Sonunda kendimi asansörlerin önünde buldum. Ama burada ciddi bir sürpriz bekliyordu beni.

Araplar’ın üçü de oradaydılar.

Asansör geldiğinde hemen içeri attım kendimi. Araplar’da peşimden daldılar. Kendimi bir anda onların arasında buluverdim. Ortalarına almışlardı beni. Entarili olan sağ yanımdaydı, ötekilerin de biri önümde, biri arkamda mevzilenmişti. Havada binlerce voltluk bir elektirik akımı vardı sanki.

Bir adım geri attım ve bir anda alev alev yanan taş gibi bir sertlik kaçalarımın arasına giriverdi. Bu tüm vücudumun titreyip kıvranmasına neden oldu. Sonra önümdeki sokuldu bana doğru ve ikinci bir sertlik de karnıma dayandı bir anda. Daha asansörün kapısı bile kapanmamıştı halbuki. Ve ben buna hiç mi hiç aldırmıyordum.

Kanım tutuşmuştu.

Oturduğum yerde bu Araplar’ın beni ellerine geçiremeleri halinde acayip sikeceklerini düşünmüştüm. Şimdi gerçek olmak üzereydi bu.

Asansörün düğmesine kim bastı bilmiyorum ama, en üsk kata çıkmakta olduğumuzu görebiliyordum. Tanrım beni bir yere götürüyorlardı adamlar. Rahatça sikebilecekleri bir yere götürüyorlardı ve buna itiraz etmeyi aklımdan bile geçirmiyordum. İtiraz etmek ne kelime, bütün benliğimle bunun biran önce gerçekleşmesini istiyordum aslında.

Birden pence gibi bir elin sağ bileğimi kavradığını ve elimi çektiğini hissettim. Entarili Arap’tı bu. Elimi aşağı indirdi hızla ve artık entarisinin önünü tam bir çadır gibi kabartmış olan sikinin çevresine doladı parmaklarımı. Offf ne biçim bir sikti bu? Kocaman, kalın ve alev alev yanan bir şey vardı elimde. İp tümüyle kopmuştu artık. Araplar’ın arasında adeta eridiğimi hissediyordum. Sikilmeye gidiyordum ve bunun gerçekleşmesini tüm benliğimle istiyordum o anda.

Asansör durduğunda beni bir an bile bırakmadan dışarı çıkardılar Araplar. Bu arada ben de elimdeki siki bırakmamıştım ama. Tanrım ne kadar güzeldi. Beni ortalarına alıp koridorda yürümeye başladılar. Neredeyse aynı anda arkadan gelen bir elin eteğimin altına girdiğini, kalın bir parmağın önce amımın dudakları arasına kaydığını ve sonra da götümle oynama başladığını hissettim. Bacaklarım beni taşımayacaklardı neredeyse. Bereket ki beni götürmekte oldukları oda yakındı.

Batılı giysileri olanlardan biri elindeki anahtar kartıyla kapıyı açtı ve kendimi bir anda, bizimkinin en az 5-6 katı büyüklüğünde bir odada buldum. Aceleci eller, giysimin askılarını aşağı kaydırmıştı bile. Sonra biri onu tutup ayak bileklerime kadar indirdi. Tek yapam gereken, ayaklarımı yerde büzülüp kalmış kumaştan kurtarmaktı. Bunu yaparken ayyabılarımı da çıkardım. Şimdi çırıl çıplaktım. Beni sikmek için kuduran bu 3 Arap karşısında çırıl çıplaktım artık.

Hiç biri hiç bir şey söylemiyordu bu arada. Tüm asansör ve koridor mecaramız boyunca, kimsenin sesi bile çıkmamıştı. Acaba İngilizce, ya da Arapça dışında başka herhangi bir dil biliyorlar mıydı? Ama bunu onlara sormaya vakit bile bulamadım. Hepsi birden soyunmaya başlamıştılar. En çabuk soyunanı da, eteklerinden tuttuğu entarisini başından çekip çıkaran olmuştu. Adamın içinde hiç bir şey olmadığını anladım o zaman. Elime aldığımda bile başımı döndüren sikini çıplak görmek ise beni adeta çıldırttı. İnanılmaz uzun, inanılmaz kalın, inanılmaz kapkara ve kıllıydı bu sik.

Tanrım ağzım sulanıyordu.

Az sonra öbür ikisi de tamamen soyunmuştu. Ve her ikisinin de siki, aynı derecede güzel, aynı derecede büyük ve iştah açıcıydı. Artık üçünün beni birlikte sikeceğini, kısacası tam hayal ettiğim gibi sikileceğimi iyice anlamıştım. Ve bu da benim daha çok tahrik olmama neden oluyordu yalnızca.

Üçlünün lideri konumundaki Arap tam karşımda duruyordu şimdi. Siki en az 25 santim olmayıldı. Tepesindeki delikte beliren damlaları görüyor ve uçuyordum. Daha fazla bekleyemezdim. Hemen onun önünde diz çöktüm yere. Sikini dibinden kavrayıp, o aklımı başımdan alan damlaları yalamaya başdım. Offf çok güzeldi tadı. Sonra Arap, iki elini birden uzatıp başımı yakaladı ve o kocaman sikini ağzıma soktu birden. Kalçaları hareketlendiler. Sikini yavaş hareketlerle ağzıma sokup çıkarıyordu artık. Ahhh ağzımı sikiyordu düpedüz.

Sonra bacaklarımın arasında bir hareket hissettim. Ama aşağıya bakamıyor, ne olduğunu göremiyordum. Yalnızca bir süre sonra amımın dudaklarına yapışıp emmeye başlayan bir ağız, neler olup bittiğini anlamamı sağladı. Araplar’ın biri yere altıma yakmıştı. Sonra dili içime kaydı adamın. Beynim patlamıştı sanki. Belim geliyordu.

Ama tam kendime bile gelemeden ikinci darbeyi yedim bu arada. Üçüncü Arap’da arkadan gelmiş ve başını kalçalarımın arasına gömmüştü. Kımıl kımıl oynayan dilinin ateş gibi yakan temasını götümün deliğinde hissettiğim anda, tekrar gelmeye başladı belim.

Zaman kavramını kaybetmiş gibiydim artık. Bu müthiş zevkin ne kadar sürdüğünü bile bilmiyordum. Amım ve götümdeki diller beni çıldırtıyor, ağzıma girip çıkmakta olan o kocaman sik ise zevkten gözlerimi karartıyordu. Ohhh tanrım ne kadar kalın ne kadar büyük, ne kadar kıllıydı. Artık her sokuşunda gırtlağıma kadar geçirmeye başlamıştı.

Sonra müthiş bir şey oldu. Bir anda daha çok soktu ağzıma Arap. Vücudunun kasıldığını, ağzımın içindeki sikin bir nabız gibi attığını hissediyordum. Birden fışkırtmaya başladı. Doğrudan gırtlağıma fışkırtıyordu tohumlarını. Gözlerim karardı zevkten. Bir kez daha geliyordu belim.

Kendime geldiğimde, halının üstünde yatıyordum. Ağzıma fışkıran bellerin hepsini yutamamıştım anlaşılan ki, memelerime kadar akmıştılar. Araplar ise koltuklara oturmuş aralarınra konuşuyorlardı. İlk defa seslerini duyuyordum onların ama Arapça konuştukları için ne dediklerini anlamıyordum tabii. Sonra içlerinden biri benim kendime geldiğimi farketti. Bir anda ayağa fırlayıp başıma dikildiler üçü birden.

Ohhh hepsinin siki hala dimdikti.

Biri elimden tutup beni ayağa kaldırdı. Lider konumundaki ise kenardaki kocaman yatağa gidip ayakucuna oturmuş, sonra da kendini sırt üstü bırakmıştı yatağın üzerine. Ötekilerden biri beni oraya doğru itti. Titreyen bacaklarla yatağa, öyle direk gibi havaya dikilmiş beni bekleyen kocaman Arap sikine doğru yürüdüm. Tanrım, gerçekten de çok güzeldi adamın siki. Bir an önce içime istiyordum artık onu. Neredeyse üstüne atlayacaktım.

Arap ise öylece kımıldamadan yatıyordu. Sanki biraz önce ağzımı siken o değildi. Gerçekten de önemli biri olmalıydı bu. Önemli ve şımarık. Servis bekliyordu benden açıkça. Ve ben onun beklediği servisi vermeye hazırdım. Ata biner gibi çıktım üstüne. İlerleyip havaya dikili duran sikinin üstüne kadar geldim. Artık amıma değmeye başlamıştı bu müthiş sikin morarmış başı. Bu temas beni iyice uçurdu. Amımdan sular akıyordu. Bir anda oturuverdim üstüne. Tek bir hemlede dibine kadar aldım hepsini içime. Amım, kelimenin tam anlamıyle sikle doldu. Yine belim gelmeye başladı. Bu kocaman Arap sikinin üstünde, titreye titreye zirveye çıkıyordum tekrar.

Daha tam kendime gelemeden, ötekilerden birinin arkamda yatağa çıktığını farkettim. Kısa bir süre sonra da, ikinci bir sikin alev alev yanan başı götüme değmeye başladı. Çıldırıyordum sanki. Tam istediğim şeydi bu. Aynı anda bir sik amıma, bir sik götüme.

Offf sabırsızlanıyordum.

Ama Arap bir şey yapmıyordu. Yalnızca öyle duruyor ve kocaman sikinin başını, hafefçe bastırıyordu götümün deliğine. Bura karşılık götüm canlanmıştı sanki. Açılıp kapanıyordu. O müthiş siki bir an önce içine alabilmek için deliriyordu adeta. Onu içime alabilmek için kalçalarımı geri bastırdım. Tam o anda Arap da bastırdı biraz ve başı içime kayıverdi bir anda.

Artık zevk çığlıkları atıyordum. Beni sikmeleri için yalvarıyordum Araplar’a. Kendimi tutamıyordum. Peşpeşe belim geliyordu.

Bir taraftan da arkamdaki götüme sokmaya devam ediyordu. Kasıkları kalçalarıma sımsıkı yapışana kadar soktu yavaş yavaş. Artık iki Arap siki birden vardı içimde. Dibine kadar girmişti ikisi de. Biri amıma, öbürü götüme. Sonra üçüncü adamı önümde buldum. O da çıkmıştı yatağın üstüne. Sırtüstü yatanın başucunda, dizlerini yatağa dayayıp sokulmuştu. Siki tüm güzelliğiyle karşımdaydı. Offf o da ağzıma verecekti. Üçüncü bir Arap siki daha alacaktım içime. Aynı anda üç yerimden birden sikilecektim.

Ağzımı açıp sokmasını bekledim yalnızca.

Ve bir andan hepsi birden hareketlendiler. Ahhh sikiyorlardı beni. Üçü birden sikiyordu beni. Amımı, götümü, ağzımı sikiyorlardı. Arap sikleri, o kocaman, kapkara, kıllı sikler, her yerime girip çıkıyordu. Beni hiç acımadan kullanıyordular hep birlikte. Hiç biri de benim zevk alıp almama aldırmıyordu bile. Yalnızca sikiyorlardı beni ve bundan büyük zevk alıyorlardı. Ama ben de böyle sikilmekten büyük zevk alıyordum. Tanrım zevk almak ne kelime, delirecek gibi oluyordum. Yalnızca siklerini sokacakları delikler haline dönüşmüştüm bu Araplar için ve bunu kavramak beynimin içinde patlamalar olmasına neden oluyordu.

This entry was posted in Cinsellik and tagged , , , , , . Bookmark the permalink.